
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin istemediği halde zihnine giren rahatsız edici düşünceler ve bu düşüncelerin yarattığı kaygıyı azaltmak için yaptığı tekrar eden davranışlarla kendini gösteren yaygın bir ruhsal bozukluktur. Çoğu insan zaman zaman takıntılı düşünceler yaşayabilir; ancak OKB’de bu düşünceler kişinin kontrolünü zorlayacak kadar yoğunlaşır, günlük hayatı belirgin bir şekilde kısıtlamaya başlar. OKB sadece temizlik veya düzen takıntısı olarak bilinse de aslında çok daha geniş bir yelpazeye sahiptir. Kişinin zihnine durduramadığı bir şekilde yerleşen “Ya birine zarar verdiysem?”, “Ocağı açık mı unuttum?”, “Ya mikrop bulaştıysa?” gibi düşünceler, yoğun kaygıya neden olur ve bu kaygıdan kurtulmak için tekrar tekrar kontrol etmek, elleri defalarca yıkamak, belirli ritüelleri yapmak gibi davranışlar ortaya çıkar. Kişi bu davranışların mantıksız olduğunun farkındadır fakat yapmadığında hissettiği rahatsızlık o kadar güçlüdür ki, ritüelleri yapmadan rahatlayamaz.
OKB’nin oluşumunda tek bir neden yoktur; genetik yatkınlık, beyindeki serotonin dengesizliği, mükemmeliyetçi kişilik yapısı, belirsizliğe tahammül edememe, aşırı sorumluluk alma gibi faktörler bozukluğun gelişiminde rol oynayabilir. Ayrıca yoğun stres yaşanan dönemler, travmatik deneyimler veya çocukluk dönemindeki bazı öğrenme süreçleri OKB’yi tetikleyebilir. Her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkan bu bozukluk, kimi zaman temizlik ve mikrop korkusu şeklinde görülürken, kimi zaman kontrol etme ritüelleri, dini ya da ahlaki konularla ilgili yoğun suçluluk düşünceleri, simetri ve düzen ihtiyacı, zarar verme korkuları veya istenmeyen cinsel içerikli düşünceler şeklinde de ortaya çıkabilir. Obsesyonların içerikleri kişiyi rahatsız eder ve çoğu zaman kişinin değerleriyle tamamen zıttır. Bu nedenle OKB yaşayan birçok kişi düşüncelerinden ötürü suçluluk duyar ve kimseyle paylaşamaz.
Tedavi edilmediğinde OKB hayatın birçok alanını etkiler. Kişi günlük işlerini yaparken saatler kaybedebilir, karar vermekte zorlanabilir, sosyal ilişkiler zayıflayabilir ve iş-öğrenim hayatında ciddi aksaklıklar yaşanabilir. Ancak OKB, doğru tedaviyle oldukça iyi yönetilebilen bir rahatsızlıktır. Bilimsel olarak en etkili yöntemlerden biri, Bilişsel Davranışçı Terapi’nin bir alt tekniği olan Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP) yöntemidir. Bu yöntemde kişi, korktuğu düşünce veya durumla güvenli bir ortamda kontrollü biçimde yüzleşir ve ritüelleri yapmadan beklemeyi öğrenir. Beyin zamanla bu durumları tehdit olarak algılamamaya başlar ve kaygı önemli ölçüde azalır. Yoğun belirtilerin olduğu bazı durumlarda terapiyle birlikte ilaç tedavisi de tercih edilebilir. Özellikle serotonin üzerine etkili antidepresanlar OKB tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tedaviye ek olarak düzenli uyku, stres yönetimi, nefes egzersizleri ve aile desteği de iyileşme sürecini güçlendirir.
Sonuç olarak, Obsesif Kompulsif Bozukluk kişinin yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilen zorlayıcı bir rahatsızlık olsa da, uzman desteğiyle kontrol altına alınabilen ve büyük ölçüde iyileşme sağlanabilen bir durumdur. OKB yaşayan kişiler, yaşadıkları düşüncelerin kendilerinden “kaynaklanmadığını”, bu düşüncelerin istem dışı olduğunu ve tedavi edilebilir bir sürecin parçası olduğunu bilmelidir. Yardım almak, bu döngüyü kırmak ve daha özgür bir yaşam sürmek için en önemli adımdır.
